Kanımdan iç ve sonsuza kadar yaşa... Interview with the Vampire (1994)

Bad Taste

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

YasinKarakaya

13 Kasım 2008

3 Adet Yorum

3

Yönetmen: Peter Jackson
Senaryo: Ken Hammon, Tony Hiles
Yapım: 1987 Avustralya Süre: 91 Dakika
Oyuncular:Terry Potter, Pete O’Herne, Craig Smith, Mike Minett, Peter Jackson

Bad Taste, 1960′ların son yıllarında George A. Romero’nun Night of the Living Dead filmiyle başlattığı splatter filmlerinin takipçisi sayılabilir. Ama Jackson kendisiyle yapılan her söyleşide en çok etkilendiği yönetmenin, gore sahneleri komedi unsuru olarak kullanan ve en vahşi sahneleri bile tüm ayrıntılarıyla göstermekten çekinmeyen Sam Raimi olduğunu itiraf ediyor. Zaten Jackson’ın filminde kanı ve şiddeti sadece güldürmek için kullandığı ilk sahnelerden itibaren açıkça belli oluyor.

John Waters’ın 1970′de çektiği Mondo Trasho’dan beri belki pek az filmin adı, konusuyla bu kadar örtüşmüştür. Bad Taste küçük bir sahil kasabası olan Kaihoro valisinin Uzay Savunma ve İstihbarat Servisini telefonla arayarak şehirlerinin uzaylılar tarafından işgal edildiğini haber vermesiyle başlıyor. Uzaylılar galaksiler arası bir fast food lokantasının menüsüne insan kanıyla yapılan yeni bir yemek eklemek için dünyaya gelmişlerdir. Dünyayı bu istenmeyen misafirlerden korumakla görevli A.I.D.S.’in pek de normal görünmeyen yarı robot başkanı, en güvendiği elemanlarını, kasabayı ve elbette bütün dünyayı insan görünce ağızlarının suyu akan bu uzaylı mahluklardan kurtarmakla görevlendirir. Derek (Peter Jackson) ve Barry (Pete O’Herne), kasabaya ilk önce gelip bilimsel (!!!) araştırmalar yapmaya başlarlar. Takımın silahlı gücü Frank (Mike Minett) ve Ozzie (Terry Potter) ise cephaneleri ile birlikte yola koyulmuşlardır. Kasaba da hiç insan kalmamıştır. Uzaylılar talihsiz kasaba halkının bedenlerini ödünç alıp, ellerinde sopa ve baltalarla yarı zombi triplerinde ortalıkta dolaşmaktadırlar. Talihsiz bir peder (Craig Smith) ise o gün yardım toplamak için kasabaya gelir ve kendini bu garip ve bol kanlı maceranın içinde bulur. Kopan kafalar ve kolların havalarda uçtuğu ve kanın su gibi aktığı sahneler boyunca kahramanlarımız uzaylıları tek tek haklayıp başkanları Lord Crumb’u geldiği yere, yani uzayın derinliklerine geri göndermeyi başarırlar. Ancak yanlışlık eseri Crumb ile birlikte uzay gemisinde (koskoca bir ev) kalan Derek elektrikli testeresiyle ve oldukça fantastik bir yöntemle (Derek elinde testere Lord Crumb’un kafasından girip, bütün vücudunu içten katettikten sonra kıçından çıkarak yeniden doğar!) macerayı sonlandırır.

Filmdeki iki ana karakter, Derek ve Lord Crumb’un sağ kolu Robert, daha sonraki filmlerinde de değişik rollerde oynayacak olan Peter Jackson tarafından canlandırılmış. Diğer tüm kadro Jackson’ın eski okul ve iş arkadaşlarından oluşuyor. Lord Crumb ise Jackson’ın eline kamerayı veren kişi, yani babası tarafından seslendirilmiş. Oldukça kısıtlı imkanlarla çevrilen filmde kullanılan figüranların azlığı oldukça sorun yaratmış. Filmin daha ilk sahnesinde kafası 44′lük bir magnum (filmde kullanılan tek gerçek silah) ile parçalanan Ken Hammon film boyunca 23 kez daha ölüyordu.

Elbette inanılmayacak kadar düşük bir bütçeyle otomobillerin patladığı, evlerin uzay gemisi olup uçtuğu ve kafaların parçalandığı bir film çekmek kolay değildi. Üstelik Jackson yapımcılık, yönetmenlik, senaristlik ve oyunculuk gibi her biri ayrı maharet gerektiren tüm görevleri kendi üstlenmek durumunda kalmış. Bu da yetmezmiş gibi özel efektleri de annesinin yardımıyla kendi yarattı. Filmdeki silahları kartondan ve alüminyum borulardan imal edip kanlı sahneler için bol bol boya, jöle ve hayvan iç organları kullanmış. Amatör oyuncularını (ve tabi kendisini de) yönetmek için büyük çaba harcayan Jackson’ oyunculuk sırıtmasın diye diyalogları bir kaç cümleyle sınırlandırarak harekete önem verdi. Zaman zaman kameranın nerede olduğunu unutup şuursuzca oradan oraya koşturan figüranlar, ölürken de orjinal hareketler sergilerler. Fakat Jackson tüm bu olumsuzlukları bir komedi unsuru olarak kullanarak işin içinden çıkmasını bilmiş. Başka bir filmde göze batabilecek zayıf kamera kullanımı ve kurgu zaafları, Bad Taste’de kötü oyunculukla birleşerek filmin bir kült olmasını sağladı. Çekim süresinin oldukça uzun olması ise hiç akla gelmeyecek problemler de yaratmış. Örneğin, film bir gün içinde geçtiğinden, oyuncular dört sene boyunca saç ve sakal modellerini değiştiremediler. Filmin ilk sahnesinde bir uzaylıyı öldüren Pete O’Herne, çekimden sonra sakalını kesmeyi düşünürken, bu planını dört sene sonraya ertelemek durumunda kaldı.

Jackson’ın dünyayı kurtaran savaşçıları bilimkurgu filmlerinde sıkça görmeye alıştığımız dünyayı kurtaran kahraman tipleriyle pek de örtüşmeyen karakterler. Grubun lideri Frank hariç, doğru düzgün düşünemeyen ve ne yaptıklarının farkında olmadan ortalığa ateş ederek oradan oraya koşuşturan işbilmezler. Özellikle Rambo’nun daha aptalı olarak tarif edebileceğim Ozzy tam bir silah delisi. Derek ise filmin en renkli karakteri. Uzaylıların lideri Lord Crumb’un sağ kolu olan Robert (Peter Jackson) tarafından bir uçurumdan aşağı atıldıktan sonra, kafası bir muz kabuğu gibi (ya da karpuz mu demeliyim?) açılıyor ve film boyunca beyninin yere düşen parçalarını toplayarak kafatasını bir bütün olarak muhafaza etmeye çabalıyor. Çok sevdiği elektrikli testeresi ile Crumb’un içini boşaltana kadar da huzura eremiyor. Uzaylılar ise başka bir alem. Bu dünyanın dışından gelmekten başka hiç bir orjinal özelliği olmayan düşmanlarımız, ne yüksek teknoloji silahlara ne de süper güçlere sahipler. Ellerinden silahları alınınca bir çocuk kadar savunmasız kalan bu zavallı yaratıklar, Romero filmlerindeki zombileri anımsatan ağır aksak hareketleriyle başlı başına bir komedi unsuru. Başkanları Crumb hariç kendi başlarına karar verme yetisine de sahip olmayan bu mahlukların en iyi becerdikleri şeyse ölmek. Liderleri Lord Crumb ise filmdeki en aklı başında karakter diyebiliriz. Dünyayı “boktan bir gezegen” olarak tanımlayan ve insanların onu korumak için bu kadar çaba göstermesine bir türlü anlam veremeyen Crumb’un tek amacı temsilcisi olduğu galaksiler arası fast food restoranı, ‘Crumbs Crunchy Delights’ı, insan kanıyla lezzetlendirdiği hamburgerlerle zengin etmek. Bunun için adamlarıyla birlikte toplayabildikleri kadar insan parçasını karton kutularına dolduruyorlar. Filmdeki bir başka kötü karakter ise yine Jackson’ın canlandırdığı Robert. The Boys tarafından ilk yakalanan uzaylı ya da kahramanlarımızın deyimiyle “bastard” (piç), Derek’in yaptığı bilimsel deneylere (ayak tabanına çivi çakmak gibi) maruz kaldıktan sonra, Barry tarafından bir bıçakla boğazından duvara çivilenene kadar arsızca dehşet saçıyor.

Filmdeki tek kurban, olayların farkına varana kadar tek derdi kilise için yardım toplamak olan peder Giles, uzaylılar tarafından yakalandıktan sonra, film boyunca, içinde envai çeşit sebze bulunan su dolu bir kazanın içinde ağzında bir elma ile kurtarılmayı bekliyor. Bad Taste hiç kadın karakter olmayan bir film. Jackson bu mide kaldıran filmde gönüllü oynayacak bir kadın bulamamış olsa gerek. Düşük bütçesine rağmen, özel efektlerin filmde üzerine düşeni yaptığını söylenebilir. Özellikle uzaylıların insan suretinden gerçek şekillerine dönüştüğü ve Lord Crumb’un testere ile öldürüldüğü sahneler şok edici. Uzaylıların kendi kustuklarını yemeleri ve bir koyunun hedefini şaşıran bir bazuka mermisiyle parçalanması gibi sahneler ise oldukça eğlendirici! Bad Taste’in oldukça sınırlı olanaklarla çekildiği göz önüne alınırsa, Peter Jackson’ın bu ilk filmi yeteneğini kanıtlaması açısından iyi bir film sayılabilir.

Eğlenmekten ve eğlendirmekten başka bir amacı olmadığı anlaşılan Jackson, abartılı efektleri, detaysız ve basit anlatımı ile istediği sonucu elde etmiş görünüyor. Bugün artık bir gorefest kültü olan film Cannes Film Festivali’nde gösterildikten sonra, Uluslararası Paris Fantastik Filmler Festivali’nde en iyi film ödülü kazanmış. Gösterime girdiği sınırlı sayıdaki ülkede küçük çaplı skandallara yol açmış. Örneğin, İngiltere de film afişlerinin sokaklara asılması yasaklanmış; İspanya’da seyircilerden bazıları koltuklara kustuğu için film zamanından önce gösterimden kaldırılmış. İnce bir mizah (!) anlayışınız ve sağlam bir mideniz varsa bu kanlı, komik ve saçma filmi ağzınızda kötü bir tadla, afiyetle seyredebilirsiniz!..

Yazan: Özgür Kurtuluş / Geceyarısı Sineması Dergisi

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ