Seni yakalayacaklar Barbara! Night of the Living Dead (1968)

Amnesia: The Dark Descent

Korku Genel

Korku Oyun

Fatih Yürür

26 Nisan 2011

9 Adet Yorum

9

KORKUDAN KORKTUĞUM KADAR…

Korkuyu nasıl tanımlarsınız? Ya da bir filme, bir hikayeye ya da bir oyuna “korku” trençkotunu giydirmenize neler sebep olur? Manyak bir katil midir sizi korkutan? Metafizik? Belki de sadece fazla depolanan adrenalin…Terliyorsunuz…Nefes alış verişiniz zorlaşıyor…Peki sebebi sadece korku mu? Yoksa, heyecanınızın oburluğu, korktuğunuz konusunda sizi yanıltıyor mu? Karanlıkta kalmaktan mı korkarsınız yoksa ışığın tam altında durmanıza rağmen etrafınızın kararmasından mı? Korkunun adını verebilmek görüldüğü üzere pek de kolay değil! Fakat iddia ediyorum ki, korku anlayışınız ne olursa olsun, Amnesia’da sizleri korkutacak birçok şey var!

Amnesia, Fictional Games adında, eleman sayısı şimdilik 5’i bulan ve farklı ülkelerde ikamet eden bir grup korku severin elinden çıkmış, kelimenin tam anlamıyla sürpriz bir korku oyunu. Öyle aman aman astronomik bir bütçesi yok oyunun. Zaten farklı ülkelerde ikamet eden FG elemanları, daha ziyade interaktif bir biçimde meydana getiriyorlar projelerini. Şu an yaptıklarının çapına bakılırsa, gelecekte kütle bakımından daha ağır işlere imza atacaklarını söylemek için müneccim olmaya da gerek yok.

Oyunun konusu, Amnesia’nın metinsel kalibresinden güç alıyor. Hafıza kaybı anlamına gelen amnesia’da, geçmişi ya da bulunduğu Brennenburg kalesi hakkında hiçbir şey hatırlamayan Daniel’ı yönlendiriyoruz. Gözlerimizi bu kalenin uçsuz bucaksız karanlıklarında açıyoruz. Geçmişimize dair pek çok şeyi bu karanlık koridorlarda öğrenmek üzere de kalenin soğuk, boğucu ve karanlık koridorlarını arşınlıyoruz. Bir taraftan parçaları birleştirmeye çalışırken, diğer taraftan da akıl sağlığımızı korumak için çabalıyoruz. Oyun boyunca Daniel’ın histerik gel-gitleri ile cebelleşirken, onu bulmacanın son karelerini adımlaması için adeta sırtımızda taşıyoruz. Bir nevi Daniel’ı kontrol etmek yerine sanki onun hikayesindeki görünmez bir elmişçesine ,her tökezleyişinde ayağa dikilmesini sağlıyoruz!

Zaman hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz fakat 1800’ler civarında gezindiğimizi biliyoruz. Gözümüzü açtığımız Brennenburg Kalesi ve içerisindeki belli başlı alet edevatlar da, hikayenin aşağı yukarı on dokuzuncu yüzyılda zuhur ettiği konusunda fikir sahibi olmamızı sağlıyor. Başlangıçta sadece bir “bellek arayışı” olarak görebileceğimiz bu yolculuk, zaman içerisinde belli başlı kirli sırların da ortaya çıkmasını ile farklı bir kulvara doğru at sürmeye başlıyor ve ucundan köşesinden de olsa, girift bir korku atmosferinin yanı sıra “masumiyet” üzerine de hafiften ağız oynatmamızı sağlıyor.

Amnesia’nın –bana göre- en önemli etkilenim noktalarından biri hiç kuşkusuz korku ustası Lovecraft’ın öyküleri ve öykülerinin sırt kemiği olan rutubetli atmosfer. Tadından yenmeyecek atmosferinin, Lovecraft hikayelerine afilli bir şekilde selam çaktığı doğru. Tabi akrabalık bağlarını sadece hikayeler ile sınırlı tutamayız. Amnesia, büyük ölçüde, Call Of Cthulhu : Dark Corners Of The Earth’i de anımsatıyor. Her ne kadar aksiyon konusunda birbirleri ile dirsek teması bulunmasa da, ana karakterlerin histerik krizleri ve elbette kaçınılmayacak biçimde atmosfer, mevcut benzerlikleri arttırıyor. Oyunun tematik harçlarından biri olan klostrofobi faktörünün, gerilim dozajının artışına sağladığı katkı ise oldukça fazla!

Amnesia: The Dark Descent Fragman

Diğer taraftan Amnesia’nın, Crytoasis’ten de (bu oyunun üzerinden epey bir vakit geçmesine rağmen önümüzdeki günlerde korku sitesi için yazmayı düşünüyorum) belli noktalarda ilham almış olabileceğini de düşünüyorum. Nasıl ki Crytoasis’de dondurucu soğuk ile mücadele ederken, en ufak bir ısı-ışık kaynağına yanaşarak hayatta kalabiliyorsak, Amnesia’da da akıl sağlığımızı korumak için, uzun süre karanlıkta kalmamamız gerekiyor.

Bu sebeple oyundaki en değerli materyal gaz yağı. Uzun süre karanlıkta kalmamız, akıl sağlığı kaybına kapı açıyor. Belli stratejik yerlerde meşaleler ve mumlar bulunduğu için gaz lambası tasarrufu sağlayabiliyoruz. Fakat bazen ölümüne uzayan koridorlarda en ufak bir ışık kaynağından mahrum kalabiliyoruz. Bu sebeple gaz lambasını idareli kullanmak, hiç değilse bile oyunu optimum süresinde bitirmenizi sağlayacaktır.

Amnesia, metin üzerinde oldukça başarılı bir hikayeden yola çıkıyor. Her adımda gerilim dozu artarken, diğer taraftan hikayenin parçalarını da birleştiriyoruz. Ortaya çıkan her parça, görsel bir materyal olmanın evveliyatında, “iyi yazılmış bir oyun” ile karşı karşıya olduğumuz konusunda uyarıyor bizleri.

Teknik anlamda Amnesia’dan fazla beklentiniz olmamalı diye düşünüyorum. Zaten oyun, teknik beklentilere cevap vermek için vücuda getirilmiş değil. Yine de elindeki görsel gücün, atmosfer yaratma kısmı oldukça başarılı. Yer yer daralan ve az ışıklandırılmış kilerler ya da sular altında kalmış zifiri karanlık koridorlar ile birlikte; yine klostrofobinizi coşturan devasa kütüphanelerin olduğu mekanlar dengeli bir biçimde yerleştirilmiş izlenimi veriyor.

Amnesia’nın yaratık tasarımlarının da çizgi dışı olduğunu belirtmek isterim. Zaten üzerinize sürüler halinde saldıran yaratıkları burada aramayın. Bu tasarımlarda da ziyadesi ile Lovecraft izlerini görebilmek mümkün. Atmosferin başarısını da en çiğ biçimde, bu hilkat garibeleri ile muhattap olduğumuzda anlıyoruz. Mevcut tasarımlar için iyi ya da kötü demek pek doğru değil, fakat oyuna yakıştığını söylemekle yetinmek şimdilik kafi…

Amnesia, bazı adventure oyunlarına göre hareket kabiliyeti kısıtlı, bazılarına göre ise oldukça esnek. “Kısıtlanmış” hissine kapılmamızın en önemli sebebi, oyunda herhangi bir silah kullanmıyor olmamız. Diğer bir tabirle en büyük silahınız, muhafaza etmeniz gereken gizliliğiniz. Bu sebeple dikkatli olmakta ve belli durumlarda kendinizi sakındığınız karanlıkların sizleri kucaklamasına izin vermekte yarar var. Diğer taraftan oyundaki çevre etkileşimi, emsallerinin pek çoğuna oranla daha fazla…

Son yıllarda –ki özellikle Silent Hill ile birlikte hayatımıza girmiş olan- “alternatif son” furyasından Amnesia’da mustarip. Oyunun 3 farklı sonu bulunmakta ve bu 3 farklı son da oyunun final bölümünde vereceğiniz kararlar çerçevesinde vuku buluyor.

Yıllar önce Clive Barker projesi olan Undying’in, günümüzde bile etkisinden hiçbir şey yitirmediğini iddia edenlerden biriyim. Hatta korku mevzusunda Nosferatu : Wraith Of Malachi’nin de dikkate değer bir adventure- horror olduğunu da not olarak yanına iliştirmekten de çekinmem. Kuşkusuz Amnesia’da yıllar geçmesine rağmen adından söz ettirecek, derinden ve sessizce korku severleri avucunun içine alacak bir oyun. En azından bu deneyimi yaşayanların gösterdiği reaksiyonlar o yönde!

Eğer ki gerçekten korkmak istiyor ve aradığınızı sinemada ya da edebiyatta bulamıyorsanız, Amnesia’ya sıkı sıkı sarılın…Ama dikkat edin! Işıklar söndüğünde size ilk dakikasındaki kadar “şirin” gelmeyecektir!

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Screenshots

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

Yorumlar (9 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.