Uzayda çığlığınızı kimse duyamaz... Alien (1979)

Amazonia: Kopfjagd im Regenwald

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

18 Nisan 2013

5 Adet Yorum

5

The Catherine Miles Story, Cannibal Holocaust 2 
Yönetmen: Roy Garret takma adıyla Mario Gariazzo
Senaryo: Franco Prosperi
Imdb Puanı: 4.1/10
Yapım: 1982, İtalya, 90 Dakika
Oyuncular: Elvire Audray, Will Gonzales, Dick Cambell, Andrea Coppola, Dick Marshall, Alma Vernon

Yoğun Spoiler içerir!!!!

Catherina Milles adlı bir kızın başından geçen gerçek olaylardan uyarlandığı iddia edilen filmde, 18 yaşında bir kızın Amazon ormanlarında yakışıklı (aslında gürbüz) bir yerli tarafından 2 yıl boyunca, her yönden sahiplenilmesi anlatılıyor.

2 kişiyi hunharca katletmek nedeniyle Brezilya mahkemelerince yargılanan Catherina Milles, hakime başından geçen talihsiz olayları anlatırken filmimiz başlar. Cathy, liseyi bitirdikten sonra anne babasının yanına, Brezilya’ya gider. Teyzesi ve eniştesi de oradadır. Annelerinin yüzen eviyle beraber Amazon’da gezerken, sahibini göremediğimiz dudaklar borulara phu phu diye üfler ve zehirli oklar anne babasının gözüne, boynuna, orasına burasına saplanır; ikisi de ölür. Bir ok da kızın bileğini sıyırır. Bu esnada yiğit bir yamyam delikanlı olan Umakai (naylon peruk takmış bir Brezilyalı sanırım) anne babasının kafasını keser. Kızı da esir alıp gider.

Fonda devamlı soru cevap şeklinde devam eden mahkeme diyaloğunda, hakim boyuna neden kaçmadığını sorduğunda Cathy işte efendim, oktan zehirlendim -filmin ileriki bölümlerinde- yok ayinleri beni hipnotize etti, yok gazozuma hap attılar gibi inandırıcılıktan uzak cevaplar verir. Hele birinde hakim “Kızım Allah’a sığındın mı?” şeklinde bir soru sorar ki nedenini biz de bilemeyiz.

Şimdi, bu tür filmlerde dehşetin dozunu artırmak için çeşitli belgesel görüntüler, canlı hayvanların öldürülmesi falan konur ya. Burada da bir leoparın önüne arada bir ceylan yavrusu, efendime söyliyeyim, maymun hayvanı falan atmışlar ki boğazlanmalarını açık seçik izleyebilelim -alenen atmışlar, fırlatmışlar… Normalde bunların spontan olması gerekir ama yönetmenin bu avlanma olayını bekleyecek vakti yokmuş anlaşılan.

Kızımız sarışın, keçi memeli bir şey olduğundan yamyam köyünde büyük ilgiyle karşılanır. Kabilenin kadınları tarafından yıkanır, paklanır. Bakire olduğu fark edilince (ki onlara göre çocukluk göstergesidir) kalın bir bambu yardımıyla ivedilikle bozulur. Başka bir yamyam abiyle kız için kapışan ve kavgayı kazanan Umakai, Cathy’e ara ara yazılır fakat “Dokunma bana hayvaan! Kaaatil” şeklinde geri çevrilir. Kız köyde bazı kişilerle arkadaş olur, mesela Umakai’nin İngilizce konuşabilen (?) kızkardeşi ile. Bir de sakatlandığı için ava çıkamayan, erkekliği tehlikedeki bir adamın kırık bacaklarını iyileştirir ki (odunla adamın bacaklarına vura vuraraktan!) köy ahalisi tarafından büyücü şifacı rütbesiyle onurlandırılır. Sosyalleşir…

Film iyice pembe diziye dönmesin diye araya dehşet görüntüleri konmuş. Mesela bir sahnede Cathy anne babasının kafasını kazıklara geçirilmiş halde görür. Bunları çalar ve mundar olmasın diye toprağa gömer. Başka bir sekansta kocasını başka bir adamla aldatan bir kadın sandal içine konur, şelaleye bırakılır -zina onlara göre de günahtır. Aşığı ise bacaklarından ağaca asılır. Yüzüne de bal sürülür ki böcekler yavaş yavaş kemirsin, biz de seyreyliyelim.

Geçen süre zarfında Umakai İngilizce’yi söker ve aslında katilin kendisi olmadığını Cathy’e itiraf eder; onca zaman yanlış anlaşılmıştır. Zehirli okları kullanan meğer mirasyedi teyze ve eniştedir. Gerçeği öğrenen kız intikam çığlıklarıyla kasabaya gelir. Gece gizlice girdiği yatak odalarında teyze ve eniştesini haklar. Fakat köye geri döndüğünde Umakai tarafından kabul edilmez, o bir katildir artık. Kız adli mercilere teslim olurken Umakai, bir yamyamdan beklenmeyecek incelikle intihar eder.

Kafa karışıklığını önlemek için açıklama yapmalıyım: Amazonia’nın gerçek yapım tarihi 1982. IMDb’de adı “White Slave” veya “Schiave bianche: Violenza in Amazzonia” olarak geçiyor ve orada bahsedilen 1985 filmin gösterim tarihi. Wikipedia’da ise 1984 tarihli olduğu iddia ediliyor. Film iyi güzel de çıplaklık ve sevişme sahneleri ne yazık ki yetersiz. Gore sahneler yakın plan ve kanamalar yerinde. Fakat devamı olduğunu iddia ettiği Cannibal Holocaust’la alakası yok. Zamanında seyircilerde dehşet duygusu uyandırmış olabilir fakat günümüzde TV dizilerinde daha fazla entrika görüyoruz.

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (5 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.