Önce sahiplenecek, sonra yok edecek! Çünkü ölümü tekerleklerinde taşıyor. Christine (1983)

ALACAKARANLIK yeni yılın ilk sayısı ile raflarda!

Haberler

MuratÖzkan

03 Ocak 2018

0 Adet Yorum

0

ALACAKARANLIK 2018 yılının ilk sayısı ile raflardaki yerini aldı.

Korku sineması ve korku konseptine özel ülkemizdeki tek dergi olan Alacakaranlık Dergi, Ocak sayısı ile raflarda yerini aldı. D&R, Remzi Kitabevi, Migros, Dost Kitabevi, Mephisto Kitabevi (Beşiktaş, Kadıköy, Taksim), Rüzgar Kitabevi (Edirne) ve Gerekli Şeyler (Kadıköy), Pandora Kitabevi (Beyoğlu ve Nişantaşı), Dreamers Figure (Kadıköy)’den temin edebilirsiniz. Detaylı Dağıtım Noktaları İçin Tıklayınız: www.facebook.com/alacakaranlikdergi

Eski sayılar: shop.korkucu.com

www.facebook.com/alacakaranlikdergi
www.instagram.com/alacakaranlikdergi
www.twitter.com/alacakaranlikd

#alacakaranlikdergi #alacakaranlık

Bu ay derginin kapağı Necronomicon Ex-Mortis, namı değer ölülerin kitabıyla kaplanıyor. Murat Özkan’ın özel tasarımıyla okuyucuyla buluşan The Book of the Dead, korku sineması tutkunları için koleksiyon değerinde.

Geçtiğimiz ay “Korku Sinemasında Süregelen Kadın Temsiliyetleri” yazı dizisine giriş yapan Hazal Bayar, “Klasik Dönem Korku Sinemasında Kadın Bölüm-1” yazısıyla; sesli klasik döneme odaklanarak, kadın karakterlerin korku sinemasında kurban rolünden sıyrılışlarının sinema tarihinin başından beri süregeldiğini göstermeyi amaçlıyor.

Bir önceki yazısında Jeffrey Sconce’un medya ile spiritüalizm arasında kurduğu ilişkiyi, teknolojinin gelişim serüveni çerçevesinde ele alan Burak Bayülgen bu ay, “Ekran Ötesi: The Video Dead ve TerrorVision Üzerinden Ekranın Marjin Rolü” yazısıyla; Sconce’un “elektronik başka bir yer” kavramıyla seyircinin somut dünyasının nasıl iç içe geçip, özne-nesne ilişkisini marjine (ekranın kendisine) çektiğini inceliyor.

Sinyal yok ise dehşet var! Son yarım yüzyılın imge dünyasında sinyalsiz ekran görüntüsünün neden bu kadar yer tuttuğuna “Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet” yazısında yer veren Rafet Arslan, sinyalsiz ekran metaforunun bize tuhaf bir iletişim hali ya da tam tersi olan iletişimsizlik halini imlediğine değinirken örneklemelerini, Poltergeist filmi üzerinden yapıyor.

Marvel’ın G. I. Joelarından X-Men ve Punisher’a… Deniz CanseverKahramanın Sonu, Süper ‘İyi’ ve ‘Kötü’ Korku Janrının Neresinde?” soru başlığıyla, kahramanlar dünyasının son yıllarda korku çatısı altında neden daha fazla buluşmaya başladığının izini sürmeye başlıyor.

Kayıp filmlerin peşine düşmeye devam eden Kaya Özkaracalar, bu sefer işitme engellilere yönelik işaret dilinde bir vampir filminin izini sürüyor: DEAFULA. İşaret dilinde çekilmiş ilk film olmasının yanı sıra, işaret dilindeki ilk filmin bir vampir filmi oluşuna değinen Özkaracalar, yazısında korku türünün ayrıcalığından bahsetmeden geçmiyor.

Aralık sayısında Lauren J. Cupp’ın lisans tezi olan “Final Kızı Büyüdü: Kadınların 1978-2016 Yılları Arası Korku Filmlerinde Temsili”nin birinci bölümünü çeviren Fulden İbrahimhakkıoğlu, Ocak sayısında da ikinci bölümünü dilimize kazandırarak, “final kızı” ve “işlevsel olmayan anne” rollerinin değişimini günümüze kadar getiriyor.

Korku sinemasındaki temaların hangi dinamikler üzerine kurularak bu kadar akılda kalıcı ve tüyler ürpertici olduğuna Nurettin Mert Aydın, “Ne Kadar Az O Kadar Korkunç, Korkunun Müziğine Dair Minimalist Yaklaşımlar” başlığı altına değinerek, hepimizin kulaklarında Halloween’in ikonik tema müziğini çınlatıyor.

Utku Uluer, “Jesus Franco VS Çetin İnanç” yazıyla iki ayrı üstadın hayatını, kariyerini ve sinemasını paralel bir düzlemde masaya yatırıyor.

Koleksiyoner röportajları serisine bir yenisi ekleniyor. Kutay Ucun, VHS koleksiyonerliği, sinema eğitmenliği, çocuklarla sinema iletişimi ve korku sineması üzerine Beril Köroğlu’nun sorularını yanıtlıyor.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Murat Özkan

Tüm Yazıları
Korku ile 7 yaşında yanlışlıkla seyrettiği Cannibal Holocaust ve Evil Dead filmleri ile tanışan Murat Özkan 1982 yılında İstanbul’da doğdu. O yaşından beri iflah olmaz bir korku fanatiği olan Murat Özkan, resime ve çizime olan düşkünlüğünü her korku ile birleştirmesinde “psikolojisi bozuk çocuk” muamelesi gördü ama yılmadı. Bu alanda bir çok başarısız site açma girişiminde bulundu. Başarısız oldu çünkü o zamanlarda bu işe her elini attığında “Korku”yu bir öcü ve yasak gibi gören zihniyetle karşılaştı. Yine yılmadı! Bir gün, kendisi gibi çocukluğunda psikopat muamelesi görmüş Yasin Karakaya ile tanıştı ve Korkucu.com sitesinin temelleri o anda atıldı.

YORUM YAZ