Annem bana bunu asla yapmamamı söylemişti. The Hitcher (1986)

30 Days of Night

Korku Film Arşivi

SonerYıldırım

04 Mayıs 2009

24 Adet Yorum

24

30days-of-night-afisYönetmen: David Slade
Senaryo: Steve Niles, Stuart Beattie, Brian Nelson
Alt Tür: Vampir
IMDb Sayfası ve Puanı: 6,6 / 10
Yapım: 2007, ABD, Yeni Zelanda Süre: 113 dakika
Oyuncular: Josh Hartnett, Melisa George, Danny Huston, Ben Foster, Mark Boone Junior, Amber Sainsbury

‘’Sadece kötü bir rüya olduğumuza inanmalarını sağlamak bile asırlar sürdü.’’

Alaska’nın ıssız kasabası Barrow’da her yıl, otuz gün boyunca güneş doğmamakta ve kasabaya mutlak bir karanlık hâkim olmaktadır. İnsanların büyük bir kısmı bu dönemi geçirmek üzere kasabadan ayrılırken, bu bulunmaz fırsatı bir ziyafete dönüştürmeyi hedefleyen bir vampir klanı kanlı bir istilanın hazırlığı içerisindedir. Kasabanın şerifi Eben (Josh Hartnett) önderliğindeki halk, otuz gecenin sonunda gün ışığını yeniden görebilecekler midir?

Steve Niles’in yazıp Ben Temlesmith’in çizdiği, aynı adlı üç kitaplık çizgi roman serisinden sinemaya uyarlanan 30 Days Of Night’ın esin kaynağı, 2002’de yayımlanan bir gazete haberi olmuş. Bu haberde Alaska’nın bir kuzey kasabasında, her yılın bir ayını gece karanlığında geçiren halkı olumsuz sonuçlardan korumak adına içki yasağı getirildiği yazılıymış. Otuz günün gece olarak yaşandığı gözlerden uzak bir kasabanın vampir istilası için muazzam olduğunu düşünen yazar, eseri yazmaya koyulmuş. Çizgi romandan çok etkilenen ve bu konudan iyi bir korku filmi çıkacağına inanan Sam Raimi de yapımcılığı üstlenmiş. Karla kaplı tenha bir kasaba, gün ışığından bir aylık mahrumiyet ve kana susamış vampirler… Gerçekten de korkuseverler için iştah kabartıcı bir tablo. Lakin ortaya çıkan şey, kâğıt üzerinde göründüğü kadar iç açıcı olmamış ne yazık ki.

30days-of-night-1

Seyirciyi klişe bir diyalogla selamlayan film, tekinsiz bir beklenti oluşturan atmosferiyle ilk dakikalarından itibaren saldırı evresine odaklanıyor. Halk kasabayı yavaş yavaş terk ederken telefonlar, bilgisayarlar, helikopterler -kısacası dünyayla iletişim sağlayacak her türlü araç- sinsice(?) devre dışı bırakılarak kasabalılar tamamen savunmasız hale getiriliyor. Bu hazırlık evresini ‘fırtına öncesi sessizlik’ düsturuyla ele alan filmin merkezine ise alışık olduğumuz üzere, ilişkileri sallantıda bir çift yerleştiriliyor. Şerifin boşanma eşiğinde olduğu eşi Stella bir kaza sonrasında, -Stella’nın ayrılmak istediğini öğrendiğimiz andan itibaren ‘emin’ olduğumuz üzere- uçağı kaçırıyor ve kasabada kalmak zorunda kalıyor. Başka bir deyişle, bu hamleyle 30 Days Of Night, korku filmlerinin ezber formüllerini teker teker yürürlüğe sokuyor. Kurtulmak için birbirine kenetlenmiş grubumuzda çıkan iç çatışmalar; kaybolan aile fertlerini, arkadaşlarını aramak için bile bile ölüme koşan kahramanlar(!) ve olmazsa olmaz klişe replikler eksik olmuyor filmimizde. Hatta bir süre sonra Şerifimizin nefes darlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor ve tabii ilerleyen sahnelerden birinde Şerif nefes açıcısını kaybediyor. Büyük sürpriz!

30days-of-night-2

Oluşturduğu klostrofobik atmosferle John Carpenter filmlerini anımsatan film (ki filmin en büyük başarısı bu atmosferi başarıyla yansıtabilmesi), doğal engellerden muzdarip küçük bir Amerika kasabasındaki insanların başına musallat olan doğaüstü bir felaketi konu edinmesiyle ise Stephen King yapımlarını akıllara getiriyor. Karla kaplı bir yerleşim biriminde yaşanan keşmekeş, adım adım yaklaşan tehlike ve kapana kısılmışlık hisleriyle özellikle de Storm Of The Century’yi anmamıza neden oluyor. Dahası, vampirlerin planlarını uygulamak için kullandıkları Ben Foster’ın canlandırdığı karakter, yakalanıp polis merkezindeki parmaklıkların ardında atıldıktan sonra sergilediği tehlikeli, gizemli, felaket tellalı ve kendinden emin tavırlarıyla resmen Andrea Linoge’luk taslıyor. Ancak Storm Of The Century’i izledikten sonra bu tavırlar ne orijinal olabiliyor, ne de etkileyici…

30days-of-night-3

Doksanlı yıllar ve öncesindeki asilzade, gotik ve cazibeli vampir figürünün aksine, son yıllardaki diğer örnekleri gibi seri hareket eden, yaratık-vari bir vampir profili oluşturan film, özellikle makyajdaki başarısıyla övgüyü hak ediyor. Oyunculuklarda ise… Josh Hartnett’ın ve Melisa George’un rolleri üzerlerinde emanet gibi dururken, yardımcı rollerdeki Ben Foster ve Danny Huston gerçekçi makyajın da katkısıyla şaşırtıcı derecede iyi performanslar sergiliyorlar.

30days-of-night-4

Konusunun her şeye yeteceğini sanarak ezber bir senaryo sınırları içinde gezinen film, son yarım saatinde bu sınırları aşarak başından beri var olan dinamizmini nihayet olumlu kullanmaya başladığında ise Cinderella için ayrılan sürenin sonuna gelinmiş oluyor.. İyi bir filmmiş izlenimi bırakmayı amaçlayan, Blade esintili duygusal final de filmi kurtaramayınca ortaya çıkan şey, taşıdığı iddiayı hayal kırıklığıyla sonlandıran seyri kolay bir vampir filmi olmaktan öteye gidemiyor. Yine de, hareketli yapısını dikme olarak indirdiği Alaska-Gece-Vampir üçgeni, filmi sonuna kadar izlettiriyor ve vampirizme susamış korku severleri bir nebze de olsa serinletiyor.

korkumetre-6 kan_ve_siddet-5 gerilim_dozu-8 puan-6-5

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Soner Yıldırım

Tüm Yazıları
2 Ocak 1988’de Giresun Şebinkarahisar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, yüksek öğrenimini Dumlupınar Üniversitesinde tamamladı. İlk korku filmini izlediğinde (Stephen King’s It) henüz 5 yaşındaydı. Filmin etkisi ile uzun süre mazgallara yaklaşamadı. (O filmin hala bir çocuk için izlenebilecek en korkunç film olduğuna inanıyor.) İlk okulda Wes Craven ve John Carpenter ile tanıştı. Onların filmlerinden feyz alarak birçok korku öyküsü yazdı. Lisede Stephen King kitaplarına başlayınca korku, hayatının vazgeçilmezleri arasına girdi. İşi günde üç korku filmi izleyip bir korku kitabı yarılayacak kadar abarttığı zamanlar oldu. 2008 Eylülünde korkucu.com ailesi ile tanıştı ve onların arasına katıldı.

Yorumlar (24 Yorum)

YORUM YAZ