Buradan tek bir çıkış yolu var... ve ben o yoldan geliyorum! SIMON SAYS (2006)

2000’ler Sokağında Kabus XI, XII, XIII…

Burak Bayülgen

Korku Sinema

Sine-Makale

Yazarlarımız

YasinKarakaya

18 Ağustos 2010

3 Adet Yorum

3

Remake filmler sitemizde sık sık bahsi geçen bir konu. Bu gayet doğal çünkü sinemada en fazla yeniden çevrimi yapılan filmler hiç şüphesiz ki korku türüne ait olan filmler. Halloween, Friday the 13th, Texas Chainsaw Massacre, Nightmare on Elm Street gibi slasher klasiklerinin tümünün remake’leri çekilmiş durumda. Buradan hareketle yazarımız sevgili Burak Bayülgen’in 2000’ler slasherlarını değerlendirdiği ve ilk halinin Karga Mecmua’nın “2000’lerin ilk on yılı” temalı sayısında yayınlandığı incelemesini sitemize taşıyoruz..

GİRİŞ: HATIRLAYALIM…

80’lerin slasher’ları 68′ Kuşağının özgürlük babında sergilediği ve kendince sorumsuz olarak nitelendirdiği ideolojiyi referans alarak bu değerlere ciddi katil metaforları ile saldırıya geçmişlerdi…

Freudcu bakış açısını hiçbir zaman kaybetmeden indirgemeci olarak cinselliği gaze’ler ve özdeşleşmelerle yansıttılar. Nesnel olarak cinsel ilişkinin ciddi görme biçimleriyle izleyiciye geri dönüşümü slasher anti-kahramanlarının izleyiciyle özdeşleşmesinde etkin bir rol oynadılar ve 80’lerin slasher’ları 68′ ile iyicene perçinlenen özgür seksin seksenlere kadar uzanan dönemselliğini bir problem olarak ele aldılar.

1.BÖLÜM: AİLEM BENİ SEVİYOR…

90’larda Scream ile başlayan neo-slasher döneminin 80’ler slasher kültüne yakın durmasını sağlayan motivasyon, her jenerasyonun geçmiş jenerasyona dair bir pay çıkaracağı yönelimlerdi ve bu yönelimler alt metinlerde şiddetli olarak ideolojikti. Slasher anti-kahramanları bugüne kadar korudukları muhafazakar paradigmaları doksanlı yıllarda da korurken, kendi çaplarında ekstrem şekillerde cezalandırdıkları sistemlerin ana etkenini daha önce cezalandırdıkları bir önceki jenerasyondan miras ediniyorlardı. Buna rağmen progresif bir şekilde cezalandırdıkları bir önceki jenerasyondan daha fazla yozlaşmış yeni bir jenerasyonu görmeleri gerekiyordu. Bu sebeple 2000’lerdeki re-make’ler ve yeniden en baştan yaratılmaları olağandı.

Aile yapısına ciddi saldırılarda bulunmuş olan slasher anti-kahramanları günümüzün akıp geçiciliğinde bir jenerasyon geriye bugünün paradigmalarından bakılmasını şart koşmuşlardı. Ancak günün sorunsallarını yok etmeye yönelik olarak da bir önceki jenerasyonun ciddi hatalarından!!! ders almakta olan kurumları ve düşünceleri bir nevi çözüm yolu olarak sunmaktaydılar. 60’ların asit kullanan ve özgür sekse sonuna kadar evet demiş olan bugünün ebeveynleri 2000’lere gelindiğinde bu yeniden yaratılmış slasherlarda çocukları için sorumluluk almış ve onları her şeyden önce gören bir kuruma doğru yol almışlardır. Hatta bu kurumlara iltimas bile gösterilecektir. Verdikleri kayıp ve cezadan aldıkları pay göz ardı edilmeksizin… (The Last House on The Left).

2.BÖLÜM: 2000’LERDE RESURRECTION…

80’lerin slasherlarının temel referansı olan 60’lı yıllar özgürlük ideolojisine karşı yaptırım uygulayan slasher anti-kahramanları 2000’lerde motivasyonsuz bir şekilde ekranda yeniden vücut bulmaktadırlar. 68’in bağları 2000’lerde Freddy Krueger’i, Jason Voorhees’i, Michael Myers’i ve Leatherface’i yeniden yarattı.

Eski kuşağa referanslara rağmen 90’larda sessiz kalan bu anti-kahramanlar 2000’lerin yeni problemlerine yöneldiler ve bu problemlerin halen 68 değerlerine darbe vuran jenerasyondan kalan sex, drugs and rock’n’roll diyen bir gençliğe yöneltilmesi 68 ile 2000’lerin ilk on yılını kesiştirmesine rağmen son derece ironik olarak birbirinden ayrıştırmaktadır da: Çünkü 68 kuşağı dersini almış olsa da olmasa da otoriter psikopatların özellikle Amerika’daki siyasi çelişkilerden oluşmuş hastalıklı görüşleri tarafından bu serilerde yeterince cezalandırılmış ve eziyet çekmişlerdir ve 2000’lerde yeni bir 68 kuşağını yaratmak istemeyen bu anti-kahramanlar “denize düştük, yılana sarılacağız” dercesine şayet 2000’lerde yeni bir 68 kuşağı inşa edilecekse bile, bu inşanın asla kendi orijinal zamanındaki gibi olamayacağını bu yeni serilerde vurgulamaktadırlar. Bu nedenle Freddy yine rüyalara, Jason yine Kristal Gölü’ne geri dönmüştür…

Gözle görülen sebebin halen marijuananın (asidin mirasçısı) hakimiyetine girmiş high durumun siyaset, ahlak ve değerlere son derece nihilist yaklaşmaları olduğu belli, ancak 68’in siyasi bir başkaldırıyla var oluşu 2000’leri 80’lerden ayrıştırırken 2000’lerde apolitik olmayı ve sadece apolitik olmakla kalmayıp, normlara uymayan ben merkezci gençliği yasaklıyor. Doğası gereği Freddy, Jason, Michael ya da Leatherface karşıt görüşte olsalar da 68’in siyasi normlarına göre hareket ediyorlar ve 2000’leri tuhaf buluyorlar.

Yine de bu kadar yüklenmemek lazım. 80’ler slasherları için 68’i referans vermek kronolojik olarak daha kolaydı. Yukarıda belirtilenlerin doğruluk payı olup olmadığını tüm slasher fanatikleri ve analizcileri bundan bir yirmi yıl sonra çok daha net görecekler. Çünkü 2000’lerdeki birkaç örnekle bu problemi belirlemek biraz zor. Günümüz hızla ilerlerken slasher filmlerinin ideolojik yapısı da bir o kadar karmaşıklaşıyor ve alt metinler artık Freudcu bakışların indirgemeciliğiyle açıklanamaz hale geliyor. Örneğin:

Vietnam’ı bir katliam veya bir hata olarak görenlerin, günün savaş standartlarında Vietnam’a gitmeyenleri de bir tehdit olarak görmeleri… (The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning).

Ya da seks ve uyuşturucu motivasyonu olmaksızın “sırf o anda evde oldukları” için evlerine girilip katledilen çiftler… (The Strangers).

Bugüne kadar ailelerin, yetiştirdikleri evlatlarına yanlış yaklaşımları sonucunda bir ders almaları yerine, çocukların kendilerinin bir hata yaptıklarını anlamaları ve ailelerin bu hatayı görmezden gelişi… (Eden Lake).

İlk filmde göze görünen bir şekilde yukarıda bahsedilen ideolojiyle hareket eden anti-kahramanların ikinci filmde tövbe etmeleri ama hepsinin polis tarafından yok edilmeleri… (The House of 1000 Corpses, The Devil’s Rejects).

Ve KUŞKU: PARANOYAKÇA BİR SORU…

Esasen motivasyonsuz yeniden yaratılan slasher anti-kahramanların nedenini bir sonraki jenerasyonun çok daha kolay iştirak edeceğini söylüyoruz ama yine de paranoyakça “acaba slasherlar da mı nihilistleşiyor?” demekten kendimizi alamıyoruz. O halde neo-slasher dönemi de mi bitti? Yeni dönemin adı ne olacak?

İlk hali Karga Mecmua Ocak 2010 “2000’lerin ilk on yılı” temalı sayısında yayınlanmıştır…

Burak Bayülgen

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ